13 Mart 2009 Cuma

aklı içerde bedeni dışarda!

saat sabahın beşi. bodrum barlar sokaği. en azından iki kuşağı büyüten "adamik" baş köşede duruyor işte. birde o sevimli köpek. ah ama nasil bir köpek... sahibi içerde kendisi dışarda. aklı içerde bedeni dışarda. ola ki kapı aralana görsün hop hemen içeriye giriyor. kızıyorlar, hayır diyorlar --en çok da sahibi diyor--. istemeye istemeye çıkıyor. sonra aynı sahne tekrar-tekrar ve tekrar... öğrenmiyor, anlamıyor; böyle yaparak istediğine ulaşamayacağına. deniyor, sürekli deniyor.küsmüyor. bütün enerjisini denemeye veriyor. biz içerdeyiz,dışardayız ama ne içerdeyken bize pas veriyor nede dışardayken ilgileniyor. varsa yoksa sahip seçtiği kişi... ama o sahipte varlığı içerde,yokluğu dışarda.
sonra bitiyor sahibinin sohbeti içerdekilerle, birde içkisi tabi. --hadi! diyor, o yine aralanan kapıdan hızlıca girdiği gibi tornistan hızlıca sahibinin peşinden çıkıyor. ikisi boş sokaklarda yürümeye başlıyorlar.
Arkalarından bakıyorum.
sahip söyleniyor "niye yapıyorsun bunu her gece" diye. o sessiz başı önde pıtır pıtır yürüyor yanında. isterse kızsın bağırsın sanki onu artık hiçbirşey yıkamaz gibi gidiyor sahibinin yanında. çünkü artık aklı da bedenide yanyana,içiçe gidiyor işte.
Arkalarından bakıyorum.
ne kadar arkalarında, ne kadar onlarda kaldım bilmiyorum.


2 yorum:

  1. Hayat ne garip değil mi?Bir şeyleri defalarca deniyor,başaramıyoruz.Sonra bir daha yanılmamak için, denememeyi öğreniyoruz.Bu sırada şartlar değişiyorve eğer denersek başarılı olabileceğimiz hale geliyor.Ama bizim aklımızda duran,dışarıya çıkamıyor ve ezberlediğimiz gibi yaşamaya devam ediyoruz.

    YanıtlaSil
  2. aa ne güzel..bir duygu durumunun adı "köpek küsmemesi"..
    çok hoşuma gitti :)

    YanıtlaSil